Page Nav

HIDE
GRID_STYLE

Gradient Skin

Gradient_Skin

Son Yazılar

latest

Bu kalp sana yeter mi? Her zaman değil…

Nefes almakta zorlanıyor, kısa mesafe yürüyüşlerde bile kolayca yoruluyorsanız nedeni kalp yetmezliği olabilir.   Geceleri uykunuzdan uyandı...

Bu kalp sana yeter mi? Her zaman değil…


Nefes almakta zorlanıyor, kısa mesafe yürüyüşlerde bile kolayca yoruluyorsanız nedeni kalp yetmezliği olabilir.  

Geceleri uykunuzdan uyandıran ve çarpıntılarla kendini gösteren kalp yetmezliğinin ömrünüzü kısaltmasını engellemek sizin elinizde. Özellikle ailesinde kalp yetmezliği olan kişilerin kalp yetmezliği riskiyle karşılaşma olasılığının daha fazla olduğuna dikkat çeken Avrasya Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ali Rıza Cenal, kalp yetmezliği ile ilgili önemli bilgiler veriyor. 

Kalp yetmezliği nedir?

Kalpteki daralmış arterler veya tansiyon gibi etkenler kalbin yorulmasına neden olur. Bazı durumlarda enfeksiyon nedeniyle de kalp yetmezliği gelişir. Kalp yetmezliği düşük tansiyon halsizlik, ödem, kilo alma ve nefes darlığıyla ortaya çıkar. Hastalığa sebep olan her etkeni ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir. Ancak belirtiler tedavi ile iyileştirilebilir ve yaşam standardı yükseltilebilir.

Hastalığı tetikleyen etkenler var…


Genellikle kalp kasının zarar görmesiyle ortaya çıkan kalp yetmezliği yaşlanmayla birlikte yüksek risk taşımaya başlar. Hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayan başlıca etkenler şu şekildedir;

Hipertansiyon: Kan basıncının kontrolsüz bir şekilde yükselmesiyle kalbin yapısı bozulur ve buna bağlı olarak kalp yetmezliği ortaya çıkar.
Kalp kapak hastalıkları: Kalp kapakçıklarının olması gerektiği gibi açılıp kapanmaması sonucunda meydana gelir.
Kalp krizi: Kalp damar tıkanması sonucunda kalp krizi gelişir, kalp kasına yeterince oksijen sağlayamaz ve kalp kasında hücreler ölür.
Yaşlanma: Kalp yetmezliği genel olarak 35 yaş üzeri kişilerde görülmektedir. Yaşlanmaya bağlı olarak kalbin kasılma ve kan pompalama yeteneği azalır ve kalp yetmezliğini ortaya çıkarır. 
 
Belirtileri göz ardı etmeyin!

Kalp yetmezliği hem kronik hem de aniden gelişen yani akut bir hastalıktır. Özellikle nefes darlığı ve tıkanmayla kendini hissettirir. Bunun yanında;

  • Çabuk yorulma,
  • Göğüs ağrısı ve çarpıntı,
  • Yüksek yastıkta uyuma ihtiyacı,
  • Kesik kesik nefes alma,
  • Bacak ve ayaklarda şişlik,
  • Kilo alma,
  • Halsizlik ve yorgunluk,
  • Öksürük,
  • Nefes alırken zorlanma,
  • Hızlı kalp atışı gibi semptomlar kalp yetmezliğinin belirtileri arasındadır.

Teşhis ve tedavide nasıl bir yol izlenir?


Kalp yetmezliğinin teşhisinde öncelikle hastanın şikayetleri ve hikayesi dinlenir. Sonrasında fiziki muayene yapılarak bazı testler uygulanması istenir. Kan tahlili, EKG, göğüs röntgeni, stres testi, ekokardiyogram gibi testlerle hastalık teşhis edilir. Sonrasında ise uygun tedaviye başlanır.

Kalp yetmezliğinin tedavisinde iki önemli amaç vardır. Birincisi nedeninin ortadan kaldırarak hastadaki belirtileri azaltmak ve hastanın rahatlamasını sağlamak, ikincisi ise hastanın ölüm riskini ortadan kaldırarak yaşam süresini uzatmaktır. Muayene sonrası hasta için uygun bir tedavi yöntemi belirlenir. Hastalığın nedenine ve seviyesine göre damar genişletici ve kan sulandırıcı ilaçlara başvurulabilir. İlaçlar hastalığın aşamasına göre değişiklik gösterebilir. İlaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda ise uygulanacak tedaviler şu şekildedir; 

Kalp pili: Kalp pompalama gücünün ileri derecede azalması gibi durumlarda kalbin düzenli çalışması amacıyla kalp pili yerleştirilmesi ameliyatı uygulanabilir.
Bypass: Koroner arterde meydana gelen daralma nedeniyle kalp krizi riski ortaya çıkmaktadır. Böyle durumlarda tıkanıklık, daralma ve kalp krizi riskini önlemek amacıyla koroner stentbypass operasyonuna başvurulur.
Kalp nakli: Mevcut tedavi yöntemleriyle iyileşme sağlanmaması ve hastalığın çok ilerlemesi durumunda kalp nakli gerekir. Kalp nakli sonrası belirtiler minimuma iner.
Hastalar için beslenme önerileri

Kalp yetmezliği olan hastaların beslenme şekline dikkat etmesi yaşam kalitesinin yükseltilmesi açısından oldukça önemlidir. Hastalar öncelikle tuz kullanımını sınırlandırmalı, meyve, sebze tüketimine ağırlık verilmeli, tahıl ve balık gibi besin değeri yüksek yiyecekleri öğünlerine dahil etmelidir. Kayısı, muz, portakal gibi potasyum değeri yüksek meyvelerle vücudun ihtiyacı olan potasyum miktarı, yağlı tohum ve sebzelerle ise magnezyum ihtiyacı karşılanmalıdır. Hastalar günde 1,5-2 litre arası sıvı tüketilmeli, alkolden ve sigaradan uzak durmalıdır.

Hiç yorum yok